Mimar Kerem Erginoğlu

Erginoğlu & Çalışlar kurucu ortaklarından, uluslararası ve ulusal ödüller almış, Türkiye’nin yeni mimarisini şekillendiren mimarlardan Kerem Erginoğlu ile söyleşi yaptık.

Kerem Erginoğlu’nu biraz daha yakından tanıyabilmek ve gençlere ilham verebilmek adına mimar olmaya nasıl karar verdiğinizden bize biraz bahseder misiniz?

Babam İnşaat Mühendisi olduğu için çocukken sık sık onunla şantiyelere giderdim. Bir yapının süreçlerini, çizim masalarından, projelerden, maketlerden nasıl hayata geçtiğini görmenin beni nasıl etkilediğini çok net hatırlıyorum. Bütün bunların yanında çizmek de benim için önemli bir kendimi ifade etme aracı olmuştur. Hala sürekli eskiz yaptığım bir defterim vardır yanımda. Dolayısı ile üniversite tercihimi yaparken çok zorlanmadım. Mimarlık hep istediğim meslekti.

Mimarlık felsefenizi özetler misiniz? Sizin için mimarlık ne ifade ediyor?

Ben yaptığım her işi sağduyu ile, değer katarak ve yaratıcı bir şekilde yerine getirmeye çalışan biriyim. Bunu sadece mesleğimde değil, hayatımın her alanında uygulamaya çalışırım. Ofis olarak mimari yaklaşımımızı pragmatik ve estetik olarak özetleyebilirim.

Mimari ofisinizi ve projelerinizi yakından takip ediyoruz. Onlarca projeyi aynı zamanda yürütmek tasarım yönünüzü nasıl etkiliyor?

Farklı coğrafyalarda, farklı amaçlara yönelik, farklı ölçeklerde projeler yürütüyoruz. Hiç şüphesiz bu çeşitlilik tasarım yönümüzü hızla ve pozitif yönde değiştiriyor. Ama mimaride tasarımı etkileyen sadece yapılan projeler olmuyor. Gerçekleştirdiğiniz bir seyahat, sohbet ettiğiniz biri, gelişen teknolojiler, farklılaşan çalışma stilleri ya da sıradan bir günlük deneyim de tasarım anlayışınızda değişiklik yaratabilir. Mühim olan bunları görmek, okuyabilmek ve anlamlandırabilmek. Mimarlığın belki de en güzel tarafı farklı disiplinlerden beslenebiliyor olmak.

Mimari ofisinizin Yeşil Tasarıma bakışları nasıl? Projelerinizde araştırma ve geliştirmeye yönelik çalışmalar yapıyor musunuz?

Mimarlık bence özünde sürdürülebilir ve çevreci olmalı. Gerçekleştirdiğimiz her projede göz önünde bulundurmamız gereken bir bütçe, onun en iyi şekilde kullanımı, hayatta kalması ve gerektiği zaman dönüşebilmesi gibi kriterler var. İyi bir mimarlığın bunları her zaman içermesi gerektiğini düşünüyorum. Ama yeşil bina ve sürdürülebilirlik gibi kavramların hızlıca içinin boşaltıldığını ve bir takım sertifikasyon derecelendirme yöntemleri ile ticari hale getirildiklerini düşünüyorum.

Bugüne kadar yapmaktan en çok zevk aldığınız yeşil projeler hangileri?

Yeşil proje olarak adlandırmak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama özellikle Gebze’de bulunan Turkcell binası bizim için bu anlamda oldukça önemlidir. Daha önce kullanılmayan farklı çözümleri uyguladığımız, hem estetik yönden başarılı, hem çalışan konforunu üst seviyelere taşıyan, hem de ekolojik çözümler sunan bir projedir.

Sürdürülebilir mimaride tasarım ve uygulama kadar binaların yapıtaşları olan malzemeler de ön plana çıkıyor. Zemin çözümleri için malzeme seçiminde hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

Zemin bir mekânın en önemli ögelerinden biri. Tasarımın diğer unsurları ile aynı dili konuşurken sağlıklı ve hijyenik olması bizim için önemli. Ayrıca özellikle işyerleri için akustik konfor, iklimlendirme gibi çalışan verimini doğrudan etkileyen konularda da bize doğru çözümler sunan, yeni teknolojileri barındıran ürünleri tercih ediyoruz.

Anıl Zemin Market ile ortak projelerinizde özellikle tercih ettiğiniz koleksiyonlar var mıdır? Nedenlerini paylaşır mısınız?

Gerçekleştirdiğimiz her projenin farklı bir ruhu ve karakteri oluyor. Anıl Zemin’in sunduğu özel ürünler ve geniş ürün yelpazesi bize bu konuda büyük bir özgürlük sağlıyor. Tercih etmemizin en önemli sebebi hayal ettiğimiz mekânları yaratmamıza izin veren ürünler sunulması.

Comments are closed.